Fotoğraf Evi
 
 
İz Dergisi 47. Sayı
Dergi Tarihi: Eylül - Ekim 2013
İz Dergisi 43.Sayı
İz Dergisi Dergi Arşivi

Magnum Photos’un en eski üyelerinden Herbert List’le (1903-1975) başlıyoruz 47. sayımıza. “Uzun zamandır bilinçaltımdalarmış gibi keyif veren bir algılama ile spontane çektiğim fotoğraflar, genellikle özenerek çektiğim fotoğraflardan daha güçlüdür. Onlar geçip giderken yakalamışımdır büyülerini,” diyen List’in 1937-1961 tarihleri arasında çektiği Napoli fotoğrafları, Akdeniz insanının eğlenceli ve humor dolu anlarını günümüze taşıyor.

Resmî adı Kuzey Kore İnsanlarının Cumhuriyeti ya da bildiğimiz kısa adıyla Kuzey Kore, iletişim olanaklarının dünyanın en ücra köşelerine kadar ulaşmasına rağmen, hâlâ  hepimiz için “kapalı kutu” olma özelliğini korumayı  başarıyor. Ülkenin “ölümsüz devlet başkanı” Kim Il-sung’un 100. doğumgünü kutlamaları için Nisan 2012’de Kuzey Kore’ye giden Panos Pictures’tan Eric Rechsteiner, bu “kapalı  kutu”nun kapağını fotoğraflarıyla aralıyor.

Agence Vu’dan Avusturalyalı fotoğrafçı Tamara Dean, 2010 tarihli “Bu da geçer” başlıklı projesinde, kendi şehrinin “kentsel çöküş” öyküsüne odaklanıyor. Kendi şehrinin son çorak arazilerini, keşfettiği yerlerini ve serseri mayın gibi dolaşmaya elverişli son başıboş kalıntılarını  adeta bir stüdyo olarak kullanan Dean, doğanın geri aldığı  bu yerleri fotoğraflarken “sanki bir şeyleri çağırıyormuşum gibi hissediyorum” diyor. Dean, projesini oyun oynadığı  yerlere bir saygı duruşu olarak tanımlıyor.

“Kenti Besleyen Kaynaklar” başlığı ile yürüttüğü belgesel projesinin bir ayağı olarak İstanbul Bayrampaşa Hali’ni de fotoğraflayan Engin Kaban, “Hale ayak bastığımda, tarifsiz bir atmosfer karşıladı beni. Kent, derin uykusunda, hal ise hummalı bir koşuşturma içindeydi. Elim ayağım dolaşmış, gürültü ve bir uğultu içinde kendimi kaybetmiştim. Manzarası her an, her adımda değişiyor, bambaşka bir çehrede zaman, hızla akıyordu,” diyor.

Sloven fotoğrafçı Izidor Gašperlin, “Alone” başlıklı serisiyle yalnızlığın evrenselliğinin altını bir kez daha çiziyor. Kimi zaman tercih, kimi zaman zorunluluk da olsa, kendi estetiğini içinde barındıran “tek başına” olma hali, fotoğrafçıların objektiflerini doğrulttukları vazgeçilmez bir ilgi odağı olma özelliğini hiçbir zaman yitirmiyor...

Kürşat Bayhan, “açılım süreci”yle birlikte Şırnak ili sınırları içinde yer alan Gabar Dağı eteklerindeki köylerine geri dönen 20 haneli Koçaklı (Beysuke) sakinlerini anlatıyor foto-röportajında. 1993-94 yıllarında köylerini boşaltmak zorunda kalan aileler, şimdilik sadece yaz aylarında bile olsa, birer harabeye dönüşen evlerinin yanına kurdukları çadırlarında doğdukları topraklarda olmanın mutluluğunu yaşıyorlar.

< Geri Dön
 
web tasarım