Fotoğraf Evi
 
 
İz Dergisi 49. Sayı
Dergi Tarihi: Ocak - Şubat 2014
İz Dergisi 43.Sayı
İz Dergisi Dergi Arşivi

yeniden “Merhaba” diyeceğimiz güne kadar; “Hoşçakalın”...

Hafızalarımıza kazınmış her fotoğraf, yüzlerce, belki binlerce kareden damıtılmış, zamanı sonsuzlaştıran, ‘an’ı zamansızlaştıran, bizi hem geriye, hem de ileriye baktıran; ezcümle “iz” bırakan bir bellek arşividir.

Geriye dönüp bakınca, yalnız bu coğrafyanın değil, giderek sevimliliğini kaybeden, ondan bahsederken endişelere gark olduğumuz yeşil, sevimli gezegenimizin de insanlık hallerine tanıklık etmiş, her biri birbirinden değerli bir “insanlık arşivi” biriktirmişiz.

“İz” dergisinden; bir kelaynaktan söz ediyorum. Nesli tükenen bir zevkin, bu zevke gönül vermiş, bu sanatı var etmiş maceraperestlerin en iyilerini küçük penceresinden zevk sahibi okurlarıyla buluşturan son kalelerden birinden söz ediyorum.

Savaşları birlikte lanetledik, emeğin savaşını bir balıkçı teknesinde, ya da yeryüzünün en dibine girip karalara batarak yaşam savaşı veren madencilerin gözümüzün içine baktığı ‘an’a birlikte tanık olduk…
Vizörler şahidimiz; ne göçler gördük, ne doğumlar, ne başkaldırılar, ne büyük yenilgiler geçti göz ucumuzdan, en parlak ışıklarına kapıldık ışığı kendinden menkul yıldızların… bir gülümseme düştü kimi kez payımıza, yüreğimize dokunan bir gülümseme, yahut içimize işleyen bir özlemi paylaştık siyah beyazın derinliğinde...

Ustalar ustası Ara Güler’in Genel Yayın Yönetmeni olduğu bir foto-röportaj dergisi bu. Bu kadarı yetmez miydi? Dünyanın şapka çıkardığı bu büyük fotoğrafçının/foto muhabirinin “İz”inden gittik;
Miras kalan tüm parasal zorluklara direnerek…
Elimizden geleni cebimizden çıkana ekledik, biraz daha dayandık, biraz daha... Trenin takitikitrak’ları giderek yavaşladı... Sonunda, harç bitti, yapı paydos...

Ne yazık, “şimdilik” sonuna geldik.

Bir lira zam yaptık, reklam alalım diye büyük büyük firmaların kapılarını tık-tık’ladık. Hem hamalı olduk dergimizin, hem çobanı. Bu vahşi, acımasız ve ahde vefa duygusunun sonuncusunu, az evvel oniki taksitle vermiş çağın kalın derili gündelikliğinde, “İz” de, iki tarafa açtı yapraklarını, yapraklarını kanat yaptı, kanadı kuşa imrendi, havalandı, yükseldi, uçtu gitti...

İz’in bu sayısını, derginin babası, direği Ara Güler’in tarife hacet hissettirmeyen siyah-beyaz İstanbul’una ayırdık. En “özel” sayımız, dünyanın en büyük fotoğraf ustasına ayrılsın ki, kaybettiğimiz kalenin boşluğunu daha çok hissedelim istedik…

Sonda söyleyeceğinizi başta söylerseniz kavga çıkmazmış derler. Bizim kavgamız ilk fırsatını bulduğumuzda virgülün konduğu yerden devam edecek.

Yani, yeniden “Merhaba” diyeceğimiz güne kadar; “Hoşçakalın”...

< Geri Dön
 
web tasarım