Fotoğraf Evi
 
 
Mayıs 68 / Bruno Barbey

Duvarları sloganlar doldurmuştu:
“ Yasaklamak Yasaktır”,
“Alttakiler Tepeye”,
“Engelsiz Yaşayın”…
Bu, 1973 petrol krizi şokundan önce, dünyanın en zengin ülkelerinden birinde yaşayan gençliğin bir başkaldırışıydı.

Fotografevi; Magnum Photos’un önemli fotografçılarından Bruno Barbey’in dünyaca ünlü çalışması Mayıs 68`i kitaplaştırdı.

Kitapta 1968’de Paris sokaklarında yaşananlara Bruno Barbey’in objektifinden tanık olacağız.

1968 olaylarının 40. Yılı dolayısı ile yayınlanan kitapta Bruno Barbey’in Fransa fotograflarının yanında 1968’in öncesinde ve sonraki birkaç yıl içinde Japonya ve Vietnam`da çektiği ftograflar da yer alıyor. Türkçe, İngilizce ve Fransızca olarak yayınlanacak kitap’ta Bruno Barbey’in metinleri, Ara Güler, Vedat Türkali ve Roni Margulies’in yazıları yer aıyor.

…………….

68 ilkbaharında, uzun bir Güney Doğu Asya (Vietnam savaşı doruktaydı) ve şiddetli ayaklanmalarla çalkalanan Japonya gezisinin ardından Paris’e döndüm.
Gösterilerin çoğunluğunu fotoğrafladım: Sorbonne Universitesinin işgalini ve terk edilişini. “Çok Geç CRS (Toplum polisi) Sorbonne tapınak değildir” diye haykıran öğrencileri, işgal edilen Odeon Tiyatrosunu, grevde olan Renault fabrikalarını, Gilles Tautin’in cenazesini, Champs-Elysées’de gerçekleşen De Gaulle yanlısı büyük yürüyüşü, Quartier Latin’deki barikatları, Gay-Lussac Sokağını.
Haftalarca kıyafetlerim göz yaşartıcı gazın keskin kokusunu taşıdı.
ORTF (Fransız Radyo Televizyonu) grevdeydi ve Godard, Chris Marker ve daha başkalarıyla “sinetrakt” olarak adlandırdığımız küçük kısa metrajlı çekiyorduk. Bu filmlerle, televizyon olmadan, tüm Fransa’yı grevler sardı.
İletişim kurmak, birbiriyle konuşmak, her şeyi yeniden sorgulamak acilen gerekliydi; bir kuşağın, kendisine tepeden hazırlanan, toplumun biçtiğine karşı bir baş kaldırıydı.
…………..

Bruno Barbey hakkında;

Babamın çalıştığı Fas’ta büyüdüm. Çok kötü bir talebe, aynı zamanda sinirli bir solak olduğumdan ortaokuldan itibaren ailem beni devlet lisesine yatılı okumak üzere Fransa’ya gönderdi. 16 yaşında pilot olmayı hayal ettim, bir burs kazandım hem de ülkedeki en genç pilot. Ama çok çabuk Saint-Exupéry devrinin kapandığını anladım.

Ve fotoğraf bir ifade yöntemi olarak ilgimi çekiyordu. Üstelik başka durumları yaşamaya, seyahat etmeye, tanışıklıklara yol açma bahanesi de vardı. 1960’ta Avrupa’da kısıtlı sayıda fotoğrafçılık okulu bulunuyordu. Sınavı başararak İsviçre, Vevey’dekine girdim. Ticari ve reklam fotoğrafçılığı ağır bastığından okulun, emellerime uymadığını çok kısa bir zamanda anladım. Beni röportaj ilgilendiriyordu. Milano’ya birkaç saat mesafede oturduğumdan İtalyanları fotoğraflamaya başladım. 2’şer, 3’er hafta süren birçok ziyarette bulundum. Tab ve yayın işleri için Paris’e gidiyor, oradan başka bölgelere geçiyordum. Yayıncı Robert Delpire bu yönde devam etmem için beni cesaretlendiriyordu. O sıralarda Robert Franck’ın Amerikalılar’ını yayınlamış, René Burri’nin Almanları’nı yayınlamak üzereydi.

Bu çalışma sayesinde 1966’da Magnum’a katıldım. Az sayıda fotoğrafçı ve çok sayıda kaliteli dergi vardı. Bir dağıtım sistemi bulunan Ajans benim dergilerle temas kurmamı sağlıyordu. Böylece gazete fotoğrafçılığına yönelmeme olanak doğdu. Fotoğraflarımı gazetelere satmak kendi özel işimin finansmanını sağlıyordu. İdeolojik hatları ne olursa olsun, her tür yayında, gerek l’Humanité’de gerekse Paris Match’ta, tüm dünya gazetelerinde yayınlanıyordum. Röportajlar gerçekleştirildikten sonra Magnum onları ortak bir arşivde topluyordu.

< Geri Dön
 
web tasarım